12. Sınıf 1. Ünite (Giriş) Ders Notu

SINAVLAR GELDİ ÇATTI, HEPİNİZE BAŞARILAR ARKADAŞLAR. KOLAYI VARKEN DİĞER NOTLARLA UĞRAŞMA HER ŞEYİ SENİN İÇİN ÖZETLEDİK. OKUL KİTABINDA NE VARSA HEPSİ BU NOTTA SENİNLE. 

LÜTFEN SINAVIN İYİ GİTTİYSE BİZE YORUM YAP, SOSYAL MEDYADAN BİZİ TAKİP ET. 

PDF DERS NOTUN EN ALTTA 

Kurumlara ve okullara duyuru:
Google Drive K12 uzantılı E-postaları desteklemediği için işlem yapamıyorsunuz. Lütfen google hesabı ile giriş yapıp indirme işlemini gerçekleştiriniz. ( Android telefonlarınızdan rahatlıkla yapabilirsiniz.

12.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 1.Ünite Ders Notu

Edebiyat ile Düşünce Akımları – Felsefe Arasındaki İlişki

            Düşünme yeteneği insanların en önemli özelliğidir. İnsanların sağlıklı ve başarılı bir yaşam sürebilmeleri için düşünmeye, düşünceye ihtiyaçları vardır. İşte bir yazarın da edebî metin ortaya koymasında onun düşünceleri ön plana çıkmaktadır.  

       Edebi metinler düşünceler üzerine bina edilmiş birer yapıdır. Edebiyat da felsefe de iletişim için dili kullanır ve insana dair her şeyi konu edinir.

       Felsefe maddeyi ve insanların birbirine karşı ya da doğaya karşı yaşamasını çeşitli yönleriyle inceleyen bir sistemdir. Bazen edebi metinleri araç olarak da kullanmaktadır. Bu da edebi metinlerin arka planında düşünceye dayalı ifadelerin yer almasından kaynaklanmaktadır. Felsefeciler de düşüncelerini anlatırken edebiyattan yararlanırlar. Örneğin Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı eseri nihilizmi edebi bir şekilde tartışır, savunur.

            Birçok sanat  eserinin arka planında felsefi bir düşünce yatar. Albert Camus’un Yabancı, Bulantı, Düşüş gibi romanlarında ve Demir Özlü‘nün  Bunaltı romanında egzistansiyalizm (Varoluşçuluk) akımıyla ilgili felsefenin ele alındığı görülmektedir. 

Edebiyat-Psikoloji ve Psikiyatri İlişkisi

Türk edebiyatında “Bireyin İç Dünyasını Konu Alan Eserler” psikoloji ve psikiyatri bilimlerinden etkilenilerek yazılmaktadır. Özellikle psikoloji-edebiyat ilişkisi eserlerin temelini oluşturur.

Bir edebi eser psikoloji-psikiyatri bilimlerinden şu şekilde yararlanır:

  1. İnsanı bütün özellikleriyle tanıtmaya çalışır.
  2. Ayrıntılı ruh çözümleri yapmaya çalışır.
  3. İnsanın iç dünyasını okura anlatmaya çalışır.
  4. İnsanın duygu ve hayallerini okura iletmeye çalışır.
  5. İnsan denen varlığın soyut düşünceleri anlatmaya çalışır. 

Türk edebiyatında yazılan en önemli romanlardan biri olan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nda Peyami Safa, roman boyunca romandaki kahramanın, aşklarını, acılarını, sevinçlerini, hastalıklarını psikoloji biliminden yararlanarak ayrıntılı bir şekilde tasvir etmeye çalışmıştır. 

Psikoloji bilimi edebiyat açısından önemli görülen bir uğraştır. Hem edebiyat hem de psikoloji iç içe girmiş bilimler olması açısından da önemlidir. 

 

EDEBİYAT İLE PSİKOLOJİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ

  1. Her ikisinin de temel malzemesi insandır.
  2. Her ikisi de insanın doğasına inerek onu tanımaya çalışır.
  3. Her ikisinde de bilinçaltı tekniği vardır. Bu teknikle insanı çevresinden soyutlamadan duygu, düşünce ve davranışlarını anlamaya çalışır.
  4. Amaç insanın ruhunu kavramaya çalışmaktır.
  5. Her iki düşünce akımı da birbirinden etkilenir ve birbirine kaynak oluşturur. 

            Dünya klasikleri içerisinde yer alan Suç ve Ceza romanında Dostoyevski, Raskolnikov adlı roman kahramanını adeta iç dinamikleriyle canlı bir şekilde tasvir eder. Bu şekilde romanı okuyan okurlara kendini roman kahramanının yerine koymasını sağlar. Okuyuculara aynı duyguları ve acıları hissettirerek farkındalık oluşturur. 

            Türk edebiyatında Mehmet Rauf tarafından kaleme alınan “Eylül” ilk psikolojik roman olarak kabul edilir. Peyami Safa tarafında yazılan “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” ise bu türün en önemli örneklerinden biridir. 

 

EDEBİYAT İLE PSİKOLOJİ ARASINDAKİ FARKLAR

  1. Psikolojinin temeli insan ve hayvan davranışlarını incelemektir. Edebiyat ise insan davranışlarını öznel ifadelerle açıklamaya çalışır.
  2. Edebiyatın amacı okuyanda estetik bir zevk uyandırmaktır. Psikolojide ise amaç, insan davranışlarını anlamaya çalışmaktır.
  3. Edebiyatta yer alan insanlar kurmaca bir dünyanın bireyleridir. Psikolojide yer alan bireyler ise tamamen gerçek dünyada yer alırlar.
  4. Her iki düşünce akımı da bireyi farklı yöntemlerle anlatmaya çalı şır.
  5. Her ikisinde kaynak insandır; ancak edebiyat daha geniş ve kapsayıcı bir anlatımla ele alınır. 

DİLİN TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE DEĞİŞİMİNİ ETKİLEYEN NEDENLER

            Konuşma ve yazı dili bir toplumun bütün kültürel etkinlikleri sonucunda değişime uğrayarak günümüze kadar gelir. Türk dilindeki en büyük değişiklik din değişimidir. Budizm, Manihaizm ve Kök Tanrı inancı ekseninde şekillenen din; 10. yüzyıldan itibaren yerini İslam inancına bırakır. Arap ve İran kültürleriyle birlikte İslamiyet’e geçen Türklerin dilinde de değişiklikler olmaya başlamıştır. Günümüzde de kullandığımız birçok kelime İslamiyet etkisiyle oluşan bu dil yapısının ürünüdür.

            Dilin tarihi süreç içerisinde özüne dönmesini sağlayan ana etken ise edebiyatımızın Batı etkisine girmesidir. Bu anlayışla birlikte Milli Edebiyat Dönemi‘nde Arap ve Fars dillerinin etkisi kırılmış ve Öz Türkçe anlayışına geçilmeye başlanmıştır. 

 

TÜRK EDEBİYATININ EN ÖNEMLİ SÖZLÜKLERİ

Lügât ya da kamus olarak eski edebiyatımızda isimlendirilen sözlük kelimesi, 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmut tarafından kaleme alınan Divanü Lugati’t Türk adlı eserle başlar. 

İşte, Türk edebiyatındaki en önemli sözlükler: 

Divanü Lügâti’t Türk: (Kaşgarlı Mahmut)

  • 20 yıllık bir hazırlık evresi sonunda 1072-1074 yılları arasında yazıya geçirilen bu sözlük Kaşgarlı Mahmut tarafından kaleme alınmıştır.
  • Türk edebiyatındaki ilk sözlük Kaşgarlı Mahmut’un yazdığı Divanü Lugâti’t Türk adlı eserdir.
  • Bu eser Arapça yazılmıştır.
  • Yazılış amacı Araplara Türkçeyi öğretmektir.
  • Ayrıca eserde Türk kültürünü tanıtan sözlü gelenekteki birçok şiire de yer verilmiştir. 

Mukaddimetü’l-Edeb: (Zemahşeri)

Zemahşeri tarafından kaleme alınan bu eser, Harezm Türkçesiyle yazılmıştır. Divanü Lugâti’t Türk’ten  60 yıl sonra kaleme alınan bu eserin yazılış amacı Türklere Arapçayı öğretmektir. Türk sözlük geleneğinde son derece önemli bir yere sahiptir. 

Codex Cumanicus:

  1. yüzyılın sonlarına doğru hazırlandığı düşünülmektedir. Kıpçak (Kuman) Türklerine ait bir eserdir. İtalyan ve Almanlar tarafından hazırlanmış bir derlemedir. Bu derlemede Türklerin söz varlığı ve sözlü gelenekte oluşan ürünleri yer almaktadır. Son derece önemli bir eser olarak incelenmektedir. 

Lehçetü’l-Lügat: (Mehmed Esad Efendi)

  1. yüzyılda Mehmed Esad Efendi tarafından kaleme alınmış bir sözlüktür. 

Muhakemetü’l-Lügateyn (Ali Şir Nevaî)

  1. yüzyılda oluşturulmuş Muhakemetü’l-Lügateyn adlı eser, Ali Şir Nevaî’ye aittir. Eser, Türk dili, edebiyatı ve kültürü açısından önemli bir yere sahiptir. Eser, iki dilin (Türkçe ve Farsça) karşılaştırılması esasına dayanır. Farsçayla Türkçeyi kavramlar bakımından karşılaştıran, Türkçenin bu açıdan Farsçaya üstünlüğünü ortaya koyan Nevaî, aynı zamanda Türkçenin kavram zenginliğini de gözler önüne sermiştir. Eserin Topkapı, Fatih, Paris, Budapeşte nüshaları olmak üzere yazma metinleri bulunmaktadır. 

Müntahabat-ı Lügat-ı Osmaniyye:

James Redhouse kütüphanesinde yer alan bu eser Redhouse ait olduğu söylense de bu sözlüğün asıl yazarı Mustafa Şükri Eyyubi‘dir.  

 

Lehçe-i Osmani: (Ahmet Vefik Paşa )

1876 yılında Ahmet Vefik Paşa tarafından kaleme alınan bu eser Türk edebiyatındaki önemli sözlüklerden biridir. Türk dili ve lehçeleriyle ilgili önemli bir araştırmanın neticesinde kaleme alınmıştır. 

Kamus-ı Türki: (Şemsettin Sami) 

1900 yılında Şemseddin Sami tarafından kaleme alınmıştır. Türkçe sözlükler içerisinde son derece önemli bir yere sahiptir. Kamus-ı Türki TürkçeTürkçe yazılan ilk sözlüktür. Son derece iyi hazırlanan bu sözlük kendisinden sonra kaleme alınan diğer sözlükleri de etkilemiştir. Bir referans olarak kabul edilmiştir.

Kitab-ı Lügat-ı Vankulu:

16.yüzyılda Vankulu Mehmet Efendi tarafından oluşturulan bu sözlük çeviri olarak oluşturulmuştur.  Arapça-Türkçe sözlüktür.

Tuhfe-i Vehbi:

Sünbülzade Vehbi tarafından 18. yüzyılda manzum olarak yazılan Farsça-Türkçe sözlüktür.

Lügat-ı Naci:

Muallim Naci tarafından yazılmıştır. Osmanlıcada yer alan birçok Arapça ve Farsça kelimenin Türkçe karşılıklarını içerir. Aynı zamanda Batı dillerinden Türkçeye giren sözcüklerle birlikte 18 bin madde başı sıralanmıştır.

Radloff Lügatı:

Dünyaca ünlü Türkolog Friedrich Wilhelm Radloff tarafından oluşturulan sözlük 4 ciltten oluşmaktadır. 40 farklı lehçe ve ağızdan oluşan bir içeriğe sahiptir.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü (Türkçe Sözlük):

Türkçe Sözlük’ün ilk baskısı 1945 yılında yapılmıştır. 12 Temmuz 1932 yılında kurulan Türk Dil Kurumu (Türk Dili Tetkik Cemiyeti) tarafından hazırlanmaya başlanmıştır. Türkçenin söz varlığını edebi metinlerden örneklerle açıklayan bu eser günümüzde son derece önemli bir yer edinmektedir. Eserin 11. baskısı da yakın zamanda yayımlandı. Güncellenen bu eser günümüzdeki en iyi Türkçe sözlük olarak kabul edilir. 

Sanal Türkçe Sözlükler:

2002 yılında Türk Dil Kurumu tarafından aktif hale getirilen Güncel Türkçe Sözlük, günümüzde birçok ihtiyacı karşılamaktadır. 

 

 

12.Sınıf 1. ünite GİRİŞ

 

SOSYAL MEDYADAN BİZİ TAKİP ET VE BEĞEN OLUR MU? 🙂 

Benzer İçerikler

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.